

50 yıl öncesinin kekremsi tadını hatırlatmak için, bugüne kadar hiç su yüzüne çıkmamış 6-7 Eylül fotoğrafları sergisi dün Karşı Sanat’ta açıldı.
Geç gitme huyu vardır bende, 15 dakika kadar geç de olsa gittim açılışa. El Hamra Han’ın gösterişsiz kapısının önünde bir avuç çevik kuvvet, merdivenlerde insanlar. Galeriye çıktım, öğrendim ki faşistler gelip sergiyi dağıtmış. Duvarlara yumurta atmış, fotoğrafları indirmiş. Belli ki kötü niyetleri yok, onlar da “hatırlatmak” istemiş!
50 yıl önce bugün başladı olaylar, iki gün sürdü. “vatanperverler” önceden belirlenmiş Rumların ve onlarla birlikte diğer gayrimüslim yurttaşların evlerine ve işyerlerine saldırıyor, insanları dövüyor, yaralıyor, öldürüyor, kadınlara tecavüz ediyor, mezarlıkları tahrip ediyor, mezarların içinden ölüleri çıkartıp yerlerde sürüklüyor kiliseleri yakıyor, elinin değdiği her yeri harabeye çeviriyordu. 200 kadına tecavüz edildi. Bazıları tecavüz edildikten sonra öldürüldü. Bir rahip diri diri yakıldı, onlarcası zorla sünnet edildi. İnsanlar linç edildi. Kayıtlara 37 ölüm vakası geçti. Bütün bunlar 48 saat boyunca, dünyanın en kalabalık ordularından 1. Ordu’nun bulunduğu İstanbul’da yapıldı.
1955 yılında Yunanistan ve İngiltere’yle Kıbrıs konferansı yapılıyordu. Türkiye hem dışarıya, hem de yurttaşı olan gayrimüslüm halklara gözdağı vermek istiyordu. Plan yapıldı ve derin devlet işe koyuldu. Atatürk’ün Selanik’teki evi bobalandı. Bombalama işi Selanik başkonsolosu M. Ali Balin, yardımcısı M. Ali Tetikalp ve Kavas Hasan Uçar tarafından, Dış İşleri Bakanlığı’nın bilgisi dahilinde örgütlenmişti. Bombalayan da Selanik Hukuk Fakültesi’nde okuyan Oktay Engin adlı bir Türk’tü. Bunların hepsi 60 darbesinden sonra yapılan Yassı Ada duruşmasında kayıtlara geçti. Oktay Engin daha sonra devlet memuru oldu, İç İşleri Bakanlığı bünyesinde yükseldi, çeşitli illerde valilik yaptı.
CHP’nin tek parti döneminde İstanbul’un fethinin 500. yılında İstanbul’da Rum kalmaması hedefleniyordu. Plan iki yıllık gecikmeyle başarıya ulaştı. 6-7 Eylül sonrasında zaten Cumhuriyet’in Türkleştirme politikaları uyarınca büyük ölçüde azalan Rum nüfusunun ve diğer gayrimüslimlerin yurtlarından göçü hızlandı. 9 yıl sonra 1964'teki büyük Rum sürgünü organizasyonun eksik kalan kısmını tamamlamış oldu.